Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından 8 ay önce Bursa’da katıldığı balonun canlandırıldığı ‘Son Balo Vals ve Zeybek’ belgeselini izleme fırsatım oldu. Çok uzun uzun yazmak istiyorum şu anda, ama öyle sanıyorum ki kelimeler kifayetsiz kalacak. Izledikten sonra içime bir şey oturdu ve nedense gitmiyor…
Bu büyük yapımdan dolayı, Bursa Belediyesi başta olmak üzere gerçekten emeği geçen herkese, hatta izleyen ve izlettiren herkese de şimdiden teşekkürlerimi iletiyorum. Sümer Ezgü’ye ise zaten diyebilecek neredeyse hiçbir şey bulamadım. 8 yıllık bir hayal ve sonunda ortaya çıkan bu kadar güzel bir yapım… Seslendirme, oyun…
Önce yorumsuz video, sonra da fırsatım olursa metni yazmaya çalışacağım.
Ölümünden sekiz ay önce Bursa Belediyesi’nce Atatürk’ün onuruna verilen son balodayız. Atatürk belki de bu baloya katılamayacak kadar hasta olmasına rağmen, Belediye’ye gidecek, yaşamla ölüm arasındaki o çizgide çok mutlu bir çizgi geçirecektir…
Biraz da hüzünlüdür.
Sarı zeybek aman,
Şu dağlara yaslanır aman,
Yağmur yağar silahları aman,
Islanır…
Bir gün olur aman,
Deli gönül uslanır aman,
Eyvah olsun telli de doru aman,
Şanına…
Eğil bir bak mor cepkenin efem,
Kanına…
Her türlü yorucu hallerden sakınması gerektiği,daha bir hafta önce kendisine söylenen Atatürk, pistte hafif ve zarif hareketlerle vals yapıyordu. Herkes onun dansını seyretmeyi, dans etmeye tercih ediyordu.Bu etrafındakilerin her halinden belliydi. Soluklarını kesmiş,kıpırdamadan duruyorlardı. Gözlerini O’ndan, bilhassa ayaklarından ; yere ne zaman değdiği, yerden ne zaman ayrıldığı zor farkedilen ayaklarından ayıramıyorlardı.
Dört buçuk ay sonra yataktan çıkamayacak kadar hastalığı artacak olan Atatürk’ün, bu dansın ardından takatsiz koltuğa çökmesini bekleyenler öyle yanıldılar ki:
Orkestra Şefi Azerbaycanlı Mehmet’e yüksek sesle “ZEYBEK!” dedi.
Bir kahramanlık ayini başladı.
Atatürk, modern dünyanın dansı valsten sonra, şimdi de “Bizim de mükemmel bir dansımız var!” dediği, cesaret, güç, gurur ve uyumun simgesi olan Zeybek oynuyordu.
Ona göre Zeybek, batının valsi gibi; her zaman kadınlarla oynanabilecek, bizim salon dansımızdı.
O efeler gibi savaşırcasına, adeta hastalığa meydan okurcasına oynarken; doktorunun endişesi gittikçe artmaktaydı. Bu onun oynadığı son zeybekti…
Yarım saattir salonun ortasında güreşen pehlivanları izlerken, kim bilir hangi zaferlerini düşünmüştü…
Saat 4 ü geçiyordu.. Teşekkür konuşmasından sonra izin istedi…
Karşı dağı aman,
Duman aldı bürüdü aman,
Üç yüz atlı, beş yüz yaya aman,
Yürüdü…
Sarı Zeybek aman,
Şu cihanda biridir aman,
Eyvah olsun telli de doru aman,
Şanına…
Eğil bir bak mor cepkenin efem,
Kanına….
“Fakat bizim bir arabamız olacaktı… Yayan mı gideceğiz yoksa?” dedi. Takibe başlayan otomobil durunca, hemen içine girdi. Yaverine, “Ne güzel bir geceydi!” dedi…
Evet ATATÜRK…
NE GÜZEL BİR GECEYDİ!
Hala yorum yapamıyorum… Okuduğunuz ve izlediğiniz için tekrar teşekkürler.
O güzel geceleri, o büyük adamı anlatan başka eserler de görmek dileğiyle…
Sabahtan beri dalgınlıkla farketmemiştim, ama bir anda following kısmındaki kalan 5 kişiyi görünce şaşırmadım dersem çok büyük yalan söylemiş olurum. Öyle ki bu olayı tek yaşayan da ben değilim…
Peki olay nasıl gelişmiş?
Onu çok iyi bilmiyorum… Ama bildiklerim şunlar:
Yaklaşık dün gece 2 itibariyle bir haller olan Twitter bir süre sonra kendisini bakım moduna alıp bakım modundan çıktıktan sonra, yaşanan bu durumdan özür dileyip durumun düzeldiğini belirtmiş.
Daha sonra aradan 3 saat geçmemiş ki, bir duyuru daha gelmiş. Bu duyuru ise following ve follower sayılarının tekrar düzeltildiğini ve bir sorun olmadığını belirtiyor. Açıklama ise spammer temizliğinden sonra belirli bir bölümün silindiğinden dolayı bu sayıların değişebilmiş olacağı ve sürekli olarak güncellenmedikleri için arkadan takip ettikleri yönünde.
Inanasım hiç ama hiç gelmedi… Çok ta önemli bir şey değil açıkçası oradaki sayılar. Ama gelin görün ki, following listemdeki bir çok insan kaybolunca bu durumda bu savunmaya inanmak bir yana sinirlenmeden de geçemiyorum.
Spammer kim? Spammerlar silindiyse benim takip ettiğim insanlar niye listemden çıkarıldı?
Arada bir bağlantı kurabilen birileri olursa lütfen bana da söylesin.
Edit: Herkesi kendim bulup teker teker bir daha ekledim..
Google, geçtiğimiz Aralık ayı içerisinde, insanları bilgilerini paylaşmaya yöneltecek Knol isimli oluşumu duyurmuştu. Ve son zamanlarda birbiri üzerine aldığımız ve yazdığım haberlerin üzerine bugün itibariyle Knol isimli aracı yayına sunduklarını resmi bloglarından açıkladılar.
Knol ‘un Wikipedia’dan en büyük farkı değişik olarak getirdiği yazarlık sistemi. Sistem yazarlar üzerinde daha çok duruyor ve aynı konuda birden çok yazar Knol’layabiliyor. Site içerisinde Adsense reklamlarının görüntülendiği fakat wikipedia’nın bu reklamların dışarısında olduğu da gözden kaçmıyor. Tasarım olarak şu anda basit görünen uygulama, similar content on the web (internet üzerindeki benzer içerikler, yüzdeleriyle birlikte veriliyor) , yazarın diğer yazdıkları yazılar gibi kullanışlı olabilecek bir arayüzle karşımıza çıkıyor.
Amazon’da kullanılan “Real Name” mantığını benimseyen sistemde doğrulama kredi kartı veya telefon ile yapılabiliyor. Ve sistemin en öne çıktığı nokta:
Moderated Collaboration modu: Varsayılan olarak tüm knollarda değiştirilmediği takdirde geçerli olacak bu mod sayesinde google hesabı olan herhangibir kullanıcı yazdığınız yazı üzerinde değişiklik yapılmasını talep edebiliyor, değiştirebiliyor. Fakat sizin onayınızdan geçmeden hiçbir şekilde bir değişiklik yapılmıyor ve görüntülenmiyor. Ve ayrıca yazarlara dilediği insanları davet edip onlara belirli haklar tanıması gibi ekstra özellikler de sunuluyor.
Kullanım
Knol Ekran Görüntüsü
Yeni bir Knol oluşturmak için, sağ tarafta bulunan Write a knol kısmına tıklıyoruz, ve ilk olarak giriş yaptıysak login(giriş yapma) ekranından sonra gerekli düzenlemeleri yapabileceğimiz bölüme geçiyoruz.
Bu bölümde tahmin edebileceğiniz üzere Rich Text Editor kullanılıyor. Link ekleme, orta düzeyde biçimlendirme gibi alışık olduğumuz bir sistem. Vereceğiniz linklerin tamamı no-follow olarak yayınlanıyor.
Şu an için Google tarafından desteklenen ve nedeni sadece Google tarafından bilinen bi şekilde New Yorker Cartoons dışında herhangi bir video veya diğer içeriği ekleme şansınız bulunmuyor.
Creative Commons
Yayınlanan içerikte Creative Commons Attribution License, the Creative Commons Attribution-Noncommercial License, and an “All Rights Reserved” license seçeneklerinden istediğinizi seçebiliyorsunuz. Bilgi
Reklamlar
Yayınlayacağınız knol için kendi sahip olduğunuz Adsense hesabını kullanabiliyorsunuz. Bu da öyle sanıyorum Google’ın iyi yazanları ödüllendirmek için uyguladığı farklı bir strateji. Çünkü her türlü kazanıyorlar
Bu sistem aynı zamanda Wikipedia yazarlarının, Knol’a da yakınlaşma olasılığını artırabilecek nitelikte.
New Yorker Cartoons
Henüz adını duymadığım bu konu hakkında çok detaylı ve derin bir bilgiye sahip olmasam da, sistemin ilgili bölümün veya cartoon’un ID si New-Yorker üzerinden alınıp Knol’a girilerek çalıştığını biliyorum. Neden New Yorker Cartoons olduğuna dair ise kimsenin bildiği kesin bir şey yok fakat bu durumun ileride daha büyük netlik kazanacağı ve Google’ın konuyla ilgili açıklama yapabilme veya içerik ortaklığı gibi bir sisteme geçmesi beklenenler arasında.
Google Wikipedia’nın Peşinden mi Gidiyor?
Google özellikle üstünde dura dura, böyle bir şeyin olmadığını söylese de, wikipedia’nın arama sonuçlarında ne kadar üstte çıktığı bile, google’ın ilgisini bir şekilde çekmeyi başardığının belki de bir kanıtı… Şimdi merak edilen durumsa, Wikipedia’nın yerini koruyup korumayacağı. Yani Google kendi sonuçlarını daha üstte gösterecek mi? Yoksa aynı algoritma korunacak veya Knol a hiçbir öncelik tanınmadan devam mı edilecek Bunu zaman gösterir sanıyorum…
Aklıma gelmişken,
Google’ın yeni oluşumlarından bazıları Seyahat, Müzik ve Otomotiv üzerine
Geçtiğimiz altı haftalık süreç boyunca Google ve Digg arasında sürekli olarak Google’ın Digg’i almaya çalıştığı üzerine gerek Google içerisinden gerekse Google dışından bir çok yerde haberler bildiriler görmüştük, okumuştuk.
Son duyumlar ise bu iki devin, bir plan altına imza attıkları ve Google’ın 200 Milyon dolarlık bir astronomik rakamla Digg’i Google News bünyesi altına katacağı yönünde.
Techcrunk üzerinde Google-Digg negotiations adlı yazıda Mart ayında dile getirilen görüşmeler, Digg Blog’unda CEO Jay Adelson tarafından yalanlanmıştı ama anlaşılan ve görülen o ki bir şeyler devam etmiş
Anlaşma sonuçlanmadan önce en az iki hafta gibi bir sürenin geçebileceği vurgulanırken, anlaşılamayacağını da vurgulamanın yanında, her zamanki gibi dev rakip Microsoft’un da talip olduğunu fakat şu an için çok daha az fiyatlarda kaldığını da hatırlatmak isterim.
Digg, gelirlerini Microsoft ile geçen sene bu zamanlar imzaladığı 3 yıllık fakat Google’a satılması halinde bozulacak Reklam Anlaşmasından sağlıyor ve şu an için 11.3 Milyon dolarlık bir risk sermayesi var.
Tüm bunlar olurken, Google arama sayfaları için de elinden geleni yapıyor…
Bir süredir ataklarını beklediğimiz ve hatta Türkiye’ye mi geliyorlar? Neler olacak sorularını daha bir iki ay öncesine kadar sık sık duyduğumuz Yahoo, Türkiye Ana Sayfası ile beta yayınına başladı.
Yahoo Türkiye Beta Sayfası
Sekmeleri ve sistemi ile kullanışlı gibi görülen sayfada, Bloglar, Facebook ve YDN (Yahoo Developer Network) ile ilgili de kutular bulunuyor. Haberler ise Sabah gazetesinden alınıyor.
Tab sistemi ise bana netvibes ı çağrıştırsa da başarılı olacağı ve hedefine ulaşabileceği düşüncesindeyim.
Yahoo kullanıcılarına ve Yahoo! Türkiye ekibine hayırlı olması dileğiyle.
Online müzik dinleme hizmeti sunan servislerin başında gelen Last.Fm ve Pandora ‘nın ne yazıkki en çok eleştirilen özelliklerinden birisi, bazı şarkıların playback yani tekrar dinlenmelerine olanak vermemeleriydi. Bu konuda Last.Fm ocak ayında bazı etiketler için playback özelliğini getirdiğini açıkladı ve dün itibariyle de iLike full playbacklere izin verdi. Fakat sonuç ne olursa olsun, yine de yasal bir takım sorunlar ve müzik şirketleriyle yapılan farklı anlaşmalar gereği, bu özellikler uzun bir süre daha sınırlı kalacak gibi.
Temmuz 21, 2008 at 20:45 · Filed under Haberler, Müzik
Rafet El Roman - Bir Roman Gibi Albümü
13 yıl kadar önce müzik hayatına Seni Seviyorum diyerek başlayan, ve inişli çıkışlı ses tonu, şapkası, gitarıyla sokakta dolaştığı klipleriyle akıllarda; birbirinden anlamlı sözleriyle de aslnda bir çoğumuzun kalbinde iz bırakan adam Rafet El Roman, 9. albümü olan Bir Roman Gibi ile tekrar kendini hatırlatmış.
Klasik tarzından vazgeçmemiş diyebileceğim albüm içerisinde birbirinden kaliteli şarkılar ve çok güzel iki düet bulunuyor. Bu düetlerden biri Sinem diğeri ise Yusuf Güney ile. Peki Yusuf Güney niye kalın diyecek olursanız, hikaye bana çok ama çok ilginç geldi onu paylaşmak istedim aynı zamanda o yüzden.
Yusuf Güney, aslında Rafet El Roman’ın Londra’da yaşayan bir hayranı, adeta Rafet El Roman için müziğe başlıyor ve Londra’daki bir konserde tanışmayı başarıyor… Sonrasında bestelerini dinletme şansı da yakalıyor ve işte o bestelerden biri albümün ikinci şarkısı olan Aşk-ı Virane.
Yazın ortasında, sıcaklardan işten güçten veya eğlenceden fırsat bulup, duygusal romantik ve hatta hüzünlü dakikalar yaşamak isteyenlere duyrulur.
Şarkı Listesi:
1. Sevdim Ama Sonu Yoktu
Söz: Rafet El Roman, Gülten Türk Beste: Can Sanıbelli, Okan Akdeniz 2. Aşk-ı Virane
Söz & Beste: Yusuf Güney Düet: Yusuf Güney 3. Son Veda
Söz: Rafet El Roman Beste: Rafet El Roman, Can Sanıbelli, Erman Türköz 4. Seni Seviyorum
Söz & Beste: Rafet El Roman Düet: Sinem 5. Ömrümün Sahibi
Söz: Rafet El Roman Beste: Rafet El Roman, Can Sanıbelli 6. Yaşananlar Anlatılmaz
Söz: Rafet El Roman, İskender Türsen Beste: Rafet El Roman, Can Sanıbelli 7. Aşkından Haber Ver
Söz: Rafet El Roman Beste: Rafet El Roman, Can Sanıbelli 8. Ohne Sie (Sensiz)
Söz & Beste: Rafet El Roman, Zafer Yılmaz 9. Ne Oldu O Günlere
Söz & Beste: Rafet El Roman 10. Bilsen De Bilmesen De
Söz & Beste: Rafet El Roman
Temmuz 21, 2008 at 14:54 · Filed under Komik, Video
Daha önce kalp, tetris gibi uygulamaları görmüştük fakat bu sefer işin içerisine küçük bir otomasyon da katıp (şahsi yorumum insan işi olmayacağı yönünde) bildiğimiz yılan oyununu yurt binasındaki odalardaki ışıklar ile yapmışlar.
Sonuçta başarmışlar…
Gün ortasında böyle bir gönderi ile konsantremi korumaya çalışıyorum…
Bakalım geri kalan kısımda neler olacak…
Resimde gördükleriniz gerçek bir usb ve orada ki küçücük alana da süper bir düşünce ürünü olarak yerleştirilen Flash Bellek parçaları.
Evil Mad Science Laboratories’ (EMSL) tarafından geliştirilen bu ürünün, yanı sıra site içerisinde ledli yemek masası, chip ten yapılmış süs böcekler, kendi kendine süpüren fırça, karanlığa duyarlı led, peggy olarak adlandırılan dijital ekranlar, bilgisayar kasasından torbalar ve şemsiyeden yarasa kıyafetleri gibi birbirinden çılgın şeyler bulmak mümkün. Insan gördükçe hayrete düşüyor doğrusu.. Read the rest of this entry »
2007′nin son aylarında çıkan dedikodular Google Bucket’ta Digg tarzı yeni bir arama arayüzü geliştirildiğine dair ipuçları verirken, bu testlere rastgele olarak belirlenmiş belirli bir azınlığın dahil edildiğini ve eğer test aşaması beklendiği şekilde gider, geri dönüş alınırsa opsiyonel olarak eklenebilen Google Experimental ‘daki uygulamalara yeni geliştirilen sistemin de eklendiği şeklindeydi.
Techcrunk okuyucularından Adrian Pike geçen yılın deneylerinde yer alan kullanıcılardan birisi. Ve birkaç ekran görüntüsünü paylaşmış. Ekran görüntülerinde görülen ok ve X işaretleri anlaşılacağı üzere kullanıcıların oylaması için sunulmuş opsiyonlar. Tıkladığınızda ise ajax uygulamalarıyla birlikte ok ise yeşil, X ise kırmızı olup oyunuzu toplam oylar arasına ekliyor ve bu sayede içeriğin ve sonuçların arasındaki tutarlılığı sağlamayı hedefliyor.